G-0CHRDEYELX
Malazgirt’ten Çaldıran’a, Mercidabık’tan Mohaç’a kadar nice büyük zaferin yaşandığı bu ay, 30 Ağustos 1922’de bambaşka bir anlam kazandı.
Çünkü 30 Ağustos yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değildir.
30 Ağustos; yıllarca süren geri çekilişlerin, kaybedilen toprakların ve ağır yenilgilerin ardından bir milletin yeniden ayağa kalktığı gündür.
1683’te başlayan II. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığı, Osmanlı Devleti açısından uzun bir geri çekilme döneminin başlangıcı oldu.
1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması ile başlayan büyük toprak kayıpları, sonraki yüzyıllarda devam etti. Osmanlı Devleti; Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Kuzey Afrika’dan Anadolu’ya uzanan geniş coğrafyada giderek küçüldü.
Savaşlar kaybedildi, topraklar elden çıktı.
Fakat 1922’ye gelindiğinde artık mesele yalnızca bir toprak kaybı değildi.
Mesele, Anadolu’da Türk milletinin geleceğiydi.
Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle başladı.
Türk ordusu, Afyonkarahisar’ın güneyindeki Yunan savunma hatlarına büyük bir taarruz başlattı.
Günler süren mücadelede Türk birlikleri hızla ilerledi. 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar kurtarıldı. Ardından Yunan kuvvetlerinin geri çekilme yolları kesilmeye başlandı.
Ve takvimler 30 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde…
Dumlupınar’da tarihin en önemli meydan muharebelerinden biri kazanıldı.
Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat cephede yönettiği savaş, Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.
Ancak 30 Ağustos’un anlamı yalnızca Dumlupınar’da kazanılan askerî başarıdan ibaret değildi.
Bu zafer, Anadolu’nun kaderinin yeniden çizildiği dönüm noktasıydı.
30 Ağustos’tan sonra Türk ordusu ilerleyişini sürdürdü.
9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla Millî Mücadele’nin askerî safhası büyük ölçüde tamamlandı.
Fakat asıl mesele şuydu:
Bir millet, yüzyıllar boyunca yaşadığı büyük savrulmaların ardından kendi geleceğine yeniden sahip çıkmıştı.
Bu nedenle 30 Ağustos’u yalnızca geçmişte kazanılmış bir savaş olarak görmek eksik kalır.
30 Ağustos; bağımsızlığın, vatanın ve millet iradesinin simgesidir.
Bugün üzerinden 104 yıl geçti.
Aradan geçen yıllar, bu tarihin anlamını azaltmadı. Aksine her 30 Ağustos’ta aynı soruyu yeniden hatırlatıyor:
Bir millet, vatanını ve bağımsızlığını korumak için neleri göze alabilir?
Cevabı, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da yazıldı.
O gün yalnızca bir ordu değil, bir millet kazandı.
Bugün bize düşen ise o zaferin hangi şartlarda kazanıldığını bilmek, bağımsızlığın kıymetini anlamak ve bu toprakların hangi fedakârlıklarla bizlere bırakıldığını unutmamaktır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını, vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. ????????
Ne mutlu Türk milletine.
Ne mutlu bağımsızlığına sahip çıkanlara.
— Körfez Duysun
Yorumlar